İçeriğe geç

Geçerlilik nedir eğitim ?

Geçerlilik Nedir Eğitimde? Antropolojik Bir Perspektif

Eğitim, insanlık tarihinin her döneminde toplumların hayatta kalabilmesi ve gelişebilmesi için merkezi bir öneme sahip olmuştur. Ancak eğitim, yalnızca bilgi aktarma sürecinden çok daha fazlasıdır; aynı zamanda bir toplumu oluşturan değerlerin, normların ve kimliklerin şekillendiği bir alandır. Peki, eğitimde “geçerlilik” ne anlama gelir? Bir eğitim sistemi ya da pedagojik yaklaşımın geçerli olması, yalnızca bilgiyi doğru şekilde iletmesiyle mi ölçülür, yoksa o toplumun kültürel, sosyal ve ekonomik bağlamlarına uygunluğu da bu geçerliliği etkiler mi?

Eğitim, her toplumda farklı şekillerde işlediği için, bir eğitim modelinin geçerliliği de kültürel bağlama göre değişir. Kültürlerin çeşitliliğini keşfederken, bir eğitimin ne kadar geçerli olduğunu anlamak için, o eğitimin hangi değerler ve toplumsal yapılar etrafında şekillendiğini incelemeliyiz. Geçerliliği, eğitim sürecinin sadece bilgi aktarımından öte bir şey olduğunu fark etmek için, kültürel göreliliği, kimlik oluşumunu, ritüelleri, sembolleri, akrabalık yapıları ve ekonomik sistemleri göz önünde bulundurmak gerekir.

Eğitimde Geçerlilik ve Kültürel Görelilik

Eğitimde geçerlilik, bir öğretim biçiminin, öğretmenin bilgi aktarımı ve öğrencilerin öğrenme süreçlerini anlamlandırma kapasitesinin sadece bireysel değil, toplumsal bir bağlamda da uygun olmasını ifade eder. Yani, bir eğitim sistemi, sadece bilimsel doğruluğa dayanarak değil, aynı zamanda toplumun değer yargıları, tarihsel deneyimleri ve kültürel kodlarıyla da örtüşmelidir.

Eğitim ve Kültürün İlişkisi

Her kültür, eğitim sürecini farklı şekillerde tanımlar ve uygular. Batı’da, formel eğitim sistemleri, bilgiye dayalı bir yaklaşımı ön plana çıkarırken, bazı yerli kültürlerde eğitim daha çok pratik bilgiler ve toplumsal rollerle şekillenir. Kültürel görelilik, bir kültürde geçerli olan eğitimin başka bir kültürde geçerli olamayacağını, her eğitim sisteminin kendi kültürel çerçevesine göre değerlendirilmesi gerektiğini söyler.

Avustralya’nın Yerli halkları, eğitim anlayışlarını, toplumsal ve ruhsal bağları güçlendiren bir model üzerine kurarlar. Eğitim burada, doğayla ve atalarla olan bağlantıların güçlendirilmesine dayalıdır. Geleneksel ritüeller, danslar ve şarkılar, nesiller arası bilgiyi aktarmada önemli bir araçtır. Bu tür bir eğitimde, bilgiyi doğrudan aktarmaktan çok, öğrencinin kişisel ve toplumsal kimliğini bulmasına olanak veren bir süreç söz konusudur.

Buna karşılık, batılı eğitim sistemleri genellikle sınıf içi öğretim, yazılı metinler ve akademik başarı üzerine odaklanır. Burada, öğrencinin bireysel başarısı, test sonuçları ve ölçülebilir yetenekler ön plandadır. Bu iki farklı eğitim yaklaşımı, geçerliliğin kültürel bağlama göre nasıl şekillendiğini açıkça gösterir. Bir toplumda geçerli olan eğitim biçimi, başka bir toplumda farklı sonuçlar doğurabilir, çünkü her kültür farklı bir dünyayı, farklı bir yaşam biçimini ve değerleri benimsemiştir.

Eğitimde Geçerlilik: Ritüeller ve Sembolizm

Ritüeller ve semboller, eğitimdeki geçerliliği şekillendiren önemli öğelerdir. Eğitim, birçok kültürde yalnızca bilgi aktarma süreci değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin, inançların ve kimliklerin pekiştirilmesi için bir ritüeldir. Ritüeller, öğrencilere toplumsal roller ve toplumun beklentileri hakkında bilgi verir. Bu ritüeller, bazen çok derin anlamlar taşır ve eğitim sürecinin geçerliliğini toplumsal kabul ile ilişkilendirir.

Güneydoğu Asya’daki bazı kültürlerde, öğrenciler genellikle öğretmenlerine büyük bir saygı gösterir. Buradaki eğitim sistemi, öğrencinin öğretmeniyle olan ilişkisinde saygı ve itaat üzerine kurulur. Bu, yalnızca akademik bilgiyi değil, aynı zamanda toplumsal hiyerarşi ve ailevi bağları öğretmeyi amaçlayan bir sistemdir. Bu toplumlarda, eğitimdeki geçerlilik, bireysel bilgiden çok, öğrencinin toplumsal yapıya nasıl uyum sağladığı ve kültürel normları ne kadar içselleştirdiği ile ölçülür.

Bir diğer örnek, Afrika’nın batısındaki bazı kabilelerdeki eğitimdir. Burada, çocuklar ve gençler, topluluklarına ait ritüellere ve geleneklere katılarak, toplumla uyum içinde olmayı öğrenirler. Bu tür eğitimde, geleneksel bilgiler doğrudan aktarılır ve bu eğitim biçimi, topluluğun kültürel yapısını güçlendirir. Bu durumda, eğitimin geçerliliği, yalnızca öğrencinin aldığı bilgiden çok, toplulukla kurduğu bağ üzerinden şekillenir.

Akrabalık Yapıları ve Eğitimde Geçerlilik

Akrabalık yapıları, bir toplumun eğitim sisteminde kritik bir rol oynar. Akrabalık ilişkileri, kimlik oluşumunu ve değer aktarımını etkiler. Bazı toplumlarda, eğitim daha çok aile ve toplum içinde gerçekleşir. Aile, bireylerin dünyayı nasıl algılayacaklarını, hangi bilgilerin değerli olduğunu ve hangi becerilerin önemli olduğunu belirler.

Örneğin, Sibirya’daki Yurtlar gibi yerli halklarda eğitim, toplumsal bağların güçlendirilmesine ve bireylerin toplulukla uyum içinde olmasına yöneliktir. Bu halklarda, gençlerin eğitiminde aileler ve akrabalık yapıları büyük rol oynar. Eğitim, ailenin ve topluluğun aktardığı pratik bilgilerle şekillenir. Bu, çocukların gelecekteki kimliklerini oluşturmalarına ve toplumsal yapıya uyum sağlamalarına yardımcı olur.

Diğer taraftan, endüstriyel toplumlarda, aile yapısı genellikle daha bireysel odaklıdır. Aileler, çocuklarının gelecekteki meslek hayatlarını şekillendirecek olan akademik eğitimi ön plana çıkarır. Bu sistemde eğitim, toplumun sosyal yapısından bağımsız olarak bireysel başarıya odaklanır. Ancak bu durum, bazen kimlik oluşturmanın ya da toplumsal uyum sağlamanın önemini göz ardı edebilir.

Eğitimde Geçerlilik ve Ekonomik Sistemler

Ekonomik sistemler de eğitimde geçerlilik anlayışını büyük ölçüde şekillendirir. Eğitim, çoğu zaman bir toplumun ekonomik gereksinimlerine uygun olarak şekillenir. Kapitalist toplumlarda, eğitim genellikle iş gücü piyasasına entegre olacak becerilerin kazandırılmasına odaklanır. Burada eğitim, bireylerin iş gücüne dahil edilmesi için bir araç olarak kullanılır.

Ancak toplumcu ya da komünal toplumlarda, eğitim daha çok toplumsal dayanışma ve eşitlik gibi değerlere dayanır. Bu toplumlarda, eğitim, bireylerin toplumsal rollerine, aidiyetlerine ve kimliklerine göre şekillenir. Eğitimin geçerliliği, ekonomik kazançtan çok, toplumsal uyum ve eşitlik anlayışına dayanır.

Hindistan’daki bazı köy topluluklarında, eğitim, yalnızca bireylerin ekonomik açıdan başarılı olmalarını sağlamak değil, aynı zamanda toplumun içinde barış ve uyum içinde yaşamalarını sağlamaktır. Toplum, bireylerin birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarını, değerlerini nasıl aktaracaklarını ve nasıl bir arada yaşayacaklarını öğretir.

Kimlik ve Eğitimde Geçerlilik

Kimlik, eğitimde geçerliliği etkileyen bir başka önemli unsurdur. Bir toplumda eğitimin geçerliliği, büyük ölçüde o toplumun kolektif kimliğiyle bağlantılıdır. Eğitim, bireylerin kimliklerini inşa etmeleri ve toplumsal rollerini anlamaları için bir araçtır. Farklı kültürlerde, eğitim farklı kimlik anlayışlarını şekillendirir ve bu kimlikler, eğitim sürecinin geçerliliğini belirler.

Örneğin, Çin’de eğitim, toplumsal hiyerarşinin ve kolektivizmin güçlendirildiği bir sistem olarak şekillenir. Öğrenciler, grup olarak başarıya ulaşmayı ve toplumun çıkarlarını bireysel çıkarlarının önünde tutmayı öğrenirler. Buradaki eğitimde geçerlilik, bireylerin toplumsal uyumlarını ve kimliklerini topluma ne kadar uygun şekilde inşa ettikleriyle ölçülür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
vdcasino