Depremde Hasar Tespitini Kim Yapar?
Kayseri’de bir akşam, dışarıda sert bir rüzgar var. Balkonumdan bakınca, evin biraz ilerindeki apartmanın penceresinden sızan ışıklar görünürken, sokak lambalarının altında birkaç genç, geceye karışmış sohbet ediyorlar. Bende bir yandan kafamda dün geceyi düşünürken bir yandan da o rüzgarı hissettim; sanki o geceyi yaşıyor gibiydim. Düşüncelerim dalgalanıyor, her şey birbirine karışıyor. Ama bir şey var ki, hâlâ kulaklarımda yankılanan… o kısacık, sarsıcı deprem anı. Evet, o anı, o kalp atışlarını, herkesin birbirine baktığı anı hiç unutamıyorum.
O Geceden Birkaç Saat Önce
Her şey sıradan bir akşam gibi başlamıştı. Saat 9 civarıydı. Elimdeki çayı, başucumda duran eski günlüğü karıştırırken, Kayseri’nin o bilindik soğuk havası içeriye sızıyordu. Ama hiçbir şey, o saniye kadar huzurlu olan o geceyi bölemezdi. Hemen ardından gelen o korkunç sarsıntı, tek bir an gibi geldi. O kadar netti ki, her şey bir anda yerinden oynadı. Sanki her şeyin temeli, içinde yaşadığımız dünyayı oluşturan o taşlar birer birer kaymaya başladı. En yakın sokağın, o eski taş döşemelerin arasındaki çatlakları düşünürken, o an dışarıda bir ambulans sireni duyulmaya başladı. Deprem olmuştu. Ne olduğunu tam kavrayamadan kalkıp camdan bakmaya başladım. Yıkılmak üzere olan binalar, herkesin koşuşan siluetleri… İşte o an, hayatımda bir şeylerin değişeceğini hissetmiştim.
İlk Hasar Tespiti
Ertesi gün, her şey biraz daha belli olmaya başlamıştı. Kayseri’nin sokaklarında normalden farklı bir sessizlik vardı. Kimse birbirine bakmıyor, kimse gülümsüyordu. Herkes, o korkuyu ve kaygıyı gözlerinden okunur şekilde taşıyor, olabilecekleri tahmin etmeye çalışıyordu. Ama ben, o gün sabah uyandığımda, bir tek soruyla uyanmıştım: “Hasar tespitini kim yapacak?” O geceyle ilgili her şey belirsizdi, belki de biraz fazlasıyla… Korkularım, kendimi güvende hissetmediğim her an daha da büyüyordu.
Saatler ilerledikçe, yetkililer ve belediye ekipleri devreye girmeye başlamıştı. Herkes, o sabahın ilk ışıklarında, apartmanlardan birer birer çıkıp, boş sokaklarda beklemeye koyulmuştu. İlk hasar tespit raporlarını duymaya başladığımda, içimde hem bir korku, hem de bir umut vardı. Kimi binaların dayanıklı olduğu, kimilerinin ise ciddi şekilde hasar gördüğü raporları geliyordu. Ama en kötüsü, çoğu zaman “beklemede” kalıyordu. Bina sahipleri, tek bir resmi açıklamayı bekliyor, o tespitlerin yapılacağı, her şeyin yoluna gireceği zamanı. Ama o zaman, gerçekten birinin çıkıp bu işe el koyacağını düşünmek zor oluyordu.
Yaşanan Çelişkiler
Bir hafta geçtikten sonra, apartmanımıza gelen yetkililer nihayet geldiler. Yavaşça bina sakinlerinin önünde, her biri birer uzman gibi, o raporu almak için kapımızdaydılar. Ama, biz Kayseri’de sokakta kendini “uzman” gibi tanıtan insanlar arasında, ne kadar güvenebileceğimizi bilemiyorduk. Bir an, “Acaba gerçekten ne kadar eminler?” diye düşündüm. Çünkü, bu tür olaylar çok büyük sorumluluk gerektiriyor. O gün, binanın temeli hakkında gelen farklı görüşler, bana hala unutamadığım bir karmaşa bıraktı.
Herkesin bir şekilde “biri”nin gelmesini beklediği o dönemde, düşündüm: Depremde hasar tespiti için kim devreye girecek? Yıkılan binalar, hasar gören yapılar, kimseye güven vermediği anlar… Geceleri, kaygılarımdan uyuyamazken, bir yanda o raporlar, bir yanda sokaktaki kalabalık ve belli belirsiz ışıklar… Herkes aynı soruyu soruyor: Ne zaman çıkacak o tespit? Kim gelip kesin bir şey söyleyecek?
Sonunda Ne Oldu?
O kadar çok bekledik, o kadar çok “özel ekip” adı duyduk, o kadar çok “test sonucu” dediler… Ama sonunda, aslında olan şey şuydu: Gerçekten güvenebileceğimiz bir ekip var mıydı? Her şeyin mürekkep gibi solduğu, yetkililerin belli başlı zorluklar içinde karar veremediği, karışık sistemlerin içinde bir arayış vardı. Kimse doğru tespiti yapmadığı için, biz, sadece kaybolan güveni bulmaya çalışıyorduk. Ve bir gün, bir sabah uyandım. O deprem sonrası gelen raporlar, elime ulaşmıştı. Binaların sağlam olduğu, ancak az hasar gördüğü, belki de beklediğimizden biraz daha iyi olduğu söyleniyordu. Ama hâlâ ne kadar doğru bir tespit yapıldığı konusunda kesin bir şey söylemek zordu.
Gelecek ve İçimizdeki Umut
Şu an, bu yazıyı yazarken, deprem tespitlerinin nasıl yapılacağı sorusu kafamda hala yankılanıyor. Kayseri gibi bir şehirde, birinin doğru bir şekilde “hasar tespiti” yapabilmesi için daha çok zaman geçmesi gerekiyor. Kim bilir, belki de gelecekte bu tür olaylar daha hızlı ve etkili bir şekilde halledilir. Ama o gece, hala içimde bir yara var. Kendi kendime bazen düşünüyorum; “Gerçekten de güvende miyim?” diye. Yine de, o gün her şeyin üzerinden geçerken, bu deneyim bana şunu öğretti: Güven, sadece binalarda değil, aynı zamanda yaşadığımız sistemde de çok önemli. Ve bence, bu tespitler hepimizin içinde birer soru olarak kalacak. Ne olursa olsun, bir gün her şeyin yoluna gireceği umudu var. Bir gün, o doğru ekip gelip bu karmaşayı çözecek.